Opera sahnesinde Şirzad Hüseyinov`un başarısını tekrarlayan olacak mı?!…

Opera sahnesinde Şirzad Hüseyinov`un başarısını tekrarlayan olacak mı?!…

mu19
Abbaskulu NECEFZADE
Sanatbilimci, Azerbaycan Müzik Konservatuarı profesörü
-mail:  a.najafzade@yahoo.com

I.Bölüm

 

Sayın okurlarımız! Bu konuyu seçmemiz asla ve asla tesadüf değildir. Şirzad Hüseyinov`un sanatıyla ilgili XX yüzyılın I yarısında basında çeşitli yazılar yer aldı. Böyle makalelerden bir tanesini de ünlü besteci, ilimadaı ve araştırmacı Efrasiyap Bedelbeyli (1907-1976) yazarak “Komünist” gazetesinde (1 Kasım 1938) yayınladı(5, s. 4).

Pedagoji üzerine doktor Balaş Abbaszade`nin (1950-2005) kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu “Sırdaş” gazetesinde (1, s. 11), aynı zamanda tarihci bilimadamı, profesör Terlan Ağayev (1929-2014) “Azerbaycan’ın Hızı-Bermek bölgesinin tarihi” isimli monografisinde S.Hüseyinov`dan söz etmektedir(2, s. 86-76).

Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Devlet Başkanı`nın I. Yardımcısı, Haydar Aliyev Vakfı Başkanı, UNESCO ve İSESCO-nun Barış ve İyiniyet Büyükelçisi Mihriban Aliyeva`nın genel yayın yönetmeni olduğu “Makam(MUĞAM) ansiklopedisi”`nde de S.Hüseyinov`un sanatsal faaliyetleriyle ilgili görüş ve makalelere yer verilmiştir (10, s . 88-89).

Emektar gazeteci Flora Halilzade`nin “Azerbaycan” gazetesinde yayınlanan “Opera sahnemizin Mecnunları” başlıklı makalesinde (9, s. 7), gazeteci Refik Salmanov`un “Halk gazetesi”`nde (17, s. 6) yayınlanmış makalesinde, Savalan Ferecov`un “Medeniyet” gazetesinde yayınlanmış yazısında (8) S.Hüseyinov hakkında değerli fikirler söylenmektedir. Benim de bu konuda iki makalem yayınlanmıştır (12, s. 26-33; 13, s. 29-38).

Son dönemlerde hiçbir bilimsel kaynağa dayanmadan kimi basın kuruluşlarında Şirzad Hüseyinov`un Alman asıllı sanatçı olduğu belirtilmektedir. Her gazeteci, özellikle, araştırmacılık üzerine deneyim kazanmak isteyen gazeteci basın için makale hazırladığı mutlaka olguları araştırmalı, derinden iz sürmeli ve böylece okurlarına net bir bilgi sunmak zorundadır. Bu, onun mesleğinin zorunluluğudur. Sorumlu kalem adamlarının artık bir yasa olarak gördükleri bu talep, galiba daha bundan sonra da sık sık anımsatılacaktır.

Şimdiyse Şirzadın Alman asıllı olmasıyla alakalı yayılan haberlere değinelim. Bu söylentiler nereden kaynaklanıyor?

Doğuştan yetenek sahibi olan, lirik tenör sesli Şirzad Hüseyinov (1906-1971) sanata getirdiği yeniliklerle beraber aynı zamanda soyuyla ilgili sık sık gündeme gelmiştir. O yüzden onun soyağacıyla ilgili siz okurlarıma bilgi vermek istiyorum.

Ünlü gazeteci, fikir ve düşünce adamı, televizyon ve radio gazeteciliği teorisyeni, “Üstad” Ali Gazetecilik, “Altın Kalem”, “Müşfik”, Y.Memmedaliyev, S.Vurğun hatıra ödüllerinin sahibi Hacı Firuz Ahmedli`nin (1933-2005) anlattığına bakılırsa (o da bu bilgiyi Hızı bölgesinin ileri gelenlerinden, bilge ihtiyarlarından almıştı), yaklaşık 1840 yılında ünlü opera sanatçısı Şirzad Hüseyinov`un büyük dedelerinden birisi (dedesi Hüseyinkulu`nun dedesi Abbaseli) Almanya’dan gelmiş birkaç askerle Bakü’de tanışıyor. Almanlar Abbasaliyle tercüman aracılığıyla iletişim kuruyorlar. Çok genç, 17-18 yaşı olan Abbasali`nin boyu, posu, neşeli yüzü, atletik yapısı Almanları hayran bırakıyor. Ona Almanya`da yüksek maaşla asker olarak hizmet etmeği öneriyorlar. Abbasali itiraz etmiyor, fakat öncelikle Hızı`nın Gariban köyündeki büyüklerinin rızasını alması gerektiğini söylüyor ve peşinden de ekliyor: “Köyümüzde en küçük boylu delikanlı benim, bir de gidelim siz ordaki askerlere bakınız. Onları görecek olursanız beni hiç beğenmezsiniz.”

Böylece, Abbasali konuklarla beraber yerel dilde kazalak denen at arabasına binerek Hızı`ya yola koyulurlar. Gerçekten, ordaki yiğitlerin dış görünümü, çılğınlığı, at binmeleri Alman misafirleri hayrette bırakıyor. Abbasali`den başka daha 4 genç Dağlı delikanlısının daha ebeveynlerinin hayır duasını aldktan sonra Almanya’ya giderler. Orda belgeler hazırlanırken Hızılı gençlere soyadları sorulur. Delikanlılar babalarının, dedelerinin isimlerini söyleyerek onlarda soyad olmadığını, falancanın oğlu olarak kayıtlara geçtiklerini belirtir. Kağıtta soyad kısmı boş kaldığı için çevirmen Almanlara Hızılıların Azerbaycan`da hep “Dağlı” ismiyle anıldıkları söyler. Bu 5 delikanlının soyadının “Bergman” olarak kayıtlara geçmesini sağlarlar. Almanca “Berg” – “dağ”, “mann” ise “erkek” demektir. Demek ki, Bergman “Dağ erkeği”, “Dağ adamı”, kısacası “Dağlı” demektir.

Dipnot. Tarihbilimci, etnograf şair, emekli yarbay, “Hızır yurdu” Sivil Toplum Örgütünün Başkanı Refail Oğuztürk Dağlı “Hızı-Siyezen bölgesinin tarihi” isimli bilimsel çalışmasında tarihi olguların ışığında bu konuya açıklık getirmektedir: “Dağlı” “Dağ Han’ın soyundan olan Oğuz” demektir “(14, s. 139).

Çalışmada tarihi Sayad-Hızı topraklarının en büyük ilçesinin Oğuz Han’ın oğlu Gök Han’ın adını taşıdığı ıspatlanmaktadır. Bölgeyse Oğuz Han’ın diğer oğlu Dağ Han’ın ismiyle ilişkilidir. Selçuklu Devletinin kurulmasında önemli hizmetlerde bulunmuş bu ünlü soy tarihi kaynaklarda “Karadağlı”, “Dağlı”, “Arslan Yabgu soyu” ve “Irak Oğuzları” gibi isimlerle anılmaktadır (14, s. 87).

Şunu da belirtelim ki, R.Oğuztürk`ün bu eseri Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi Arkeoloji ve Etnografi Enstitüsü`nün Bilimsel Konseyi`nin 16 Kasım 2011 tarihli toplantısının kararıyla yayımlanmıştır (15 no`lu protokol).

Ünlü şair Mikail Müşfik (1908-1938) de dillerde ezber olan bir şiirinde “Gelmiş huzuruna bir Karadağlı” (11, s. 192) derken büyük, ihtişamlı “Dağlı” soyunu kastetmekteydi.

XVIII yüzyılın ilk yarısından askeriye Hızılı “Bergman” sopyunun ata mesleğine dönüşmüştür. Daha sonra Gariban köyünden birkaç genç te “Bergman” soyadıyla Petersburg Askeri Akademisinde eğitim görmüşlerdir. 28 Mayıs 1918 tarihinde Azerbaycan Halk Cumhuriyeti kurulduğunda Almanya’da ve Rusya’da askeriyede bulunan Bergmanlar soyundan olan subaylar (Salman Ağa, Aziz Ağa, Vahid Ağa ve d.) Muhammed Emin Resulzade (1884-1955) hükumetini koruyan “Vahşi Tümen”`in subayları olarak görev yapmışlardır.

Dipnot. “Vahşi Tümen” hakkında senarist, yönetmen Fuzuli Sabiroğlu şunları yazıyordu: “Resmi belgelerde ismi Kafkasya Yerel Süvari Tümeni olarak geçen bu askeri birlik, 1914 yılında Kafkasya Askeri Dairesi Birliklerinin baş komutanı kont İllarion Vorontsov-Daşkov`un Kafkasya halklarından oluşan askeri bölümlerin tertibiyle ilgili Çar’a mektubundan sonra oluşturulmuştur. Bu dönemde Müslümanlar orduya alınmadığı için, 6 Süvari Alayına oluşan tümenin kurmayları genelde Kuzey ve Güney Kafkasya’da bulunan Müslüman gönüllülerden oluşuyordu. Bu 6 alaydan birisi – Tatar Süvari Alayı 5-27 Ağustos 1914 tarihlerinde Yelizavetpol (Gence) şehrinde Azerbaycanlılardan oluşturulmuş bir birlikti. Yelizavetpol valisinin verdiği bilgiye göre, başvuranların sayısı 2000 kişiyi geçse bile, Alaya Yelizavetpol eyaletinden 400 kişi, Tiflis eyaletinin Borçalı kazasındansa 100 kişinin katılması almak mümkün olmuştu. Çünkü onaylanan personel listesine göre her alayda 22 subay, 3 askeri memur, 1 alay hocası, 575 süvari savaşcı ve 68 işletme personeli bulunmak zorundaydı. Geriye kalan 100 kişiyse alaya tayini çıkan uzman timdendi. Bu alaylar 3 kolordu komutanlığına bağlıydı. 1. tugaya Kabardin ve Dağıstan, 2. tugaya Çeçen ve Tatar, 3. tugaya İnguş ve Çerkez Süvari Alayları dahildi.”

F.Sabiroğlu “Vahşi tümen”in yıkıcı özelliklerinden söz eder, daha sonra makalesini şu cümlelerle tamamlar: “Birkaç ay (1918 yılı kastediliyor- A.N.) sonra, – 28 Mayıs`ta Azerbaycan`ın bağımsızlığını ilan eden Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti hükumeti 19 Haziran`da ülke genelinde sıkıyönetim ilan etti. Bakanlar Kurulu 26 Haziran 1918 tarihli kararıyla “Vahşi tümen”`in Tatar Süvari Alayı`nın askerlerinden oluşmuş ve general Aliağa Şıhlinskin`in yönetimindeki Müslüman Kolordusu bazında ilk ordu birimimiz- “bağımsız Azerbaycan ordusu” oluşturuldu. Böylece uzak Kalitsiya çöllerinde, Karpat dağlarında, Romanya’da halkımızın savaşcı ruhunu kanıtlamış “Vahşi tümen”`in kahraman askerleri Azerbaycan Milli Ordusu’nun altyapısını oluşturan ilk askeri biriminin savaşcılarına dönüştüler.”(16)

Demek ki, “Vahşi tümen” ismi bu birime öylesine verilmişti ve onu I. Dünya Savaşı sırasında bulunan “Vahşi tümen”le eşleştirmek doğru değildir. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin özel amaçlı topcu birliklerinde sadece Türkler hizmet ediyordu. Buna rağmen, gerçek “Vahşi tümen”le aralarında benzer özellikler de vardı: Sakallı militanlar başlarına iri tüylü şapka koyar, üstlerinde yapıncı ve çerkesi giysileri bulunurmuş. Askerlerin ve subayların büyük bir kısmı birbiriyle ya akraba ya da hemşehriymiş. Savaşta gür sesle ve koroyla “Allah, Allah” naralarıyla düşmanın üzerine atılırlarmış.

Bilindiği üzere, 28 Nisan 1920 tarihinde Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’ni Sovyet birlikleri işgal etti. 1920 yılında Bergman soyunun temsilcilerinin teşebbüsü ve yönetimiyle “Vahşi Tümen”`in işgalcilerle kanlı mücadelesi başlıyor. Birlik Hızı bölgesindeki dağlara çekiliyor ve burda yerli halk onlara yiyecek ve silah veriyor. “Vahşi Tümen” nın en etkin subaylarından olan Bergmanlar gibi onların silah arkadaşları da düşmanla uzun süre ölüm kalım savaşında bulunuyor, onlara büyük kayıplar verdiriyorlar. Kuvvetlerin eşit olmaması ve mühimmatın tükenmesi dolayısıyla “Vahşi Tümen”`in üyeleri ablukaya alınır. Bergman soyundan olan “Vahşi Tümen”in subaylarının da aynen kurtarıcı Türk-Kafkas İslam Ordusu`nun savaşçıları gibi Olağanüstü Komite`nin emriyle bir kısmı tutuklanıyor, bir kısmı kurşuna diziliyor, aileleriyse yaşam hiçbir yaşam emmaresi bulunmayan bölgelere sürgün edilirler. Ne yazık ki, kimi “gazeteci”ler araştırmadan isimlerini zikrettiğimiz Dağlı evlatlarını Alman asıllı olarak tanıtıyorlar. Dolayısıyla da Şirzadların soylarını da “Bergman” olarak niteliyorlar. Hatta 1920 yılına, yani Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin Sovyetler tarafından işgaline kadar bu neslin soyadı resmi belgelerde Bergman olarak anılmaktaydı. Şirzad`ın dedesi Hüseyinkulu, aynı zamanda babası, amcaları “Bergman” soyunun kimi temsilcileri 50 yıldan fazla Almanya’da ve Çarlık Rusyası’nda profesiönel asker olarak hizmet etmişlerdir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s